Tüketime ve Yılın Bir Gününe İndirgenmiş Metalaşmış Sevgililer Günü Kutlanmalı mı?
🏠 Anasayfa » Köşe Yazıları
Köşe Yazıları aşk

Tüketime ve Yılın Bir Gününe İndirgenmiş Metalaşmış Sevgililer Günü Kutlanmalı mı?

0

Sevgi ve sevgili gibi gündelik dilde son derece sık kullanılan; ancak bu yoğun kullanım nedeniyle anlamı giderek aşındırılan ve içi boşaltılan kavramların, sözcüklerin kendisine takılmaksızın hayatın her alanında içtenlikli karşılıklar bulmasını temenni ediyorum. Sevginin insanlar arasında samimi biçimde, yerinde ve zamanında kullanılması ve paylaşılması; bireylere mutluluk üretmesiyle kavramın gerçek değerini oluşturması sağlanabilir.

Günümüzde sevgi, sevgili ve aşk gibi insani ve süreklilik arz eden duyguların yılın belirli bir gününe indirgenerek çoğunlukla tüketim pratikleriyle ilişkilendirilmesi, giderek daha fazla insanı rahatsız eden bir olgu hâline gelmiştir. Sürekliliği esas olan bir duygunun takvimsel bir güne sıkıştırılması; üstelik bunun metalaşma ve satın alma davranışlarıyla desteklenmesi, hem sevginin doğasıyla hem de ekolojik ve etik ilkelerle çelişir görünmektedir. Bu bağlamda, son yıllarda tüketime dayalı olarak üretilen yapay “Sevgililer Günü”nün bir temsile dönüştürülmesi, insanı sevgiden uzaklaştıran bir farkındalık yaratmıştır. Bu farkındalığın oluşması ayrıca önemlidir.

Bu arada sevginin yalnız insanlar için değil, diğer canlılar için de bir ihtiyaç olduğunu unutmayalım.

Buna rağmen, tüm tüketim teşviklerine ve içeriği boşaltılmış retorik çabalara karşın, insanın sevgiyle yaşaması ve bu sevgiyi içtenlikle ifade etmesi son derece kıymetlidir ve yaşamın doğasıyla uyumludur. Dağıtılan sembolik nesneler, hediyeler ya da estetik biçimde sıralanmış sözler yerine; sahici, emek verilmiş ve sürekliliği olan bir sevginin tercih edilmesi, sevginin anlamını derinleştirir. Sevdiğine açıkça “Seni seviyorum.” diyebilmek ve bu duyguyu dürüstlükle ifade edebilmek başlı başına önemli bir değerdir. Bunun için takvimin bir gününü beklemeye gerek yoktur. Yoksa sevgi, anlamının büyüklüğüne yakışmayacak bir biçimde beslenmediği için cılızlaşır.

Sevginin maddi ölçütlerle sınanmadan ve satın alma davranışlarıyla tanımlanmadan yaşanabilmesi, ancak bilinçli bir tutumla mümkündür. Aksi hâlde sevgi yalnızca biçimsel bir ritüele indirgenir. Bu noktada, Ataol Behramoğlu’nun da ifade ettiği gibi, “Aşk iki kişiliktir.” Sevginin özü, gösterişten ve takvim yapraklarından bağımsız olarak insanlar arasında kurulan samimi bağlamda anlam kazanır.

İçten sevginin, takvim yapraklarının bir gününün ötesinde ve gündelik yaşamın içinde yaşanması dileğiyle, sevginizin ve sevdiklerinizin daim olmasını isterim.

Yazarlar

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

1960 doğumlu. 1985 Yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi Bölümü’nde mezun oldu. Aynı yıl Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünde Araştırmacı olarak çalışmaya başladı. 1986 Yılında Ceyhan-Adana’da tarım şirketinde sorumlu müdür olarak çalıştı. 1987 Yılında Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü’ nde Araştırma Görevlisi, 1988 yılında Almanya Hohenheim Üniversitesinde araştırmacı olarak bulundu. 1990-1994 yılları arasında İngiltere’de Reading Üniversitesinde Doktora eğitimini aldı. 1996 yılında Yardımcı Doçent, 1997 yılında Doçent ve 2002 yılında Profesör unvanını aldı ve halen Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme bölümünde araştırmacı ve öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

0 Yorum

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.

Bu makaleye yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.

Giriş Yap veya Kayıt Ol
Makale başarıyla kaydedildi!