Kartalkaya Yangını Faciası Ardında Kalan Yetki Tartışması, Sorgulamalar ve Toplumsal Vicdan Eksikliği
🏠 Anasayfa » Köşe Yazıları
Köşe Yazıları Köşe Yazıları

Kartalkaya Yangını Faciası Ardında Kalan Yetki Tartışması, Sorgulamalar ve Toplumsal Vicdan Eksikliği

0

Kartalkaya Kayak Merkezi'nde Grand Kartal Otel'de meydana gelen yangında Yaşamını yitiren 79 kişinin can verdiği facia, ahşap otelin halen tüten dumanları ve külleri arasında çıkarılan cansız bedenler ve yaşam hikayeleri sadece yürek yakmakla kalmıyor, aynı zamanda kahrediyor. Günümüz ileri teknoloji çağında, itfaiye araçlarının merdiven ve su sıkma kapasiteleri birkaç yıl öncesine kadar çok geliştiği biliniyor. İnsan kaynağı da eskiye göre yangın söndürme ve diğer olay ve felaket durumlarına müdahalede daha bilgili ve donanımlı. Ancak bunca gelişmişliğe rağmen 21 yüzyılda ülkenin görece gelişmiş batı kısmında durumu iyi olan turistlerin dinlendiği bir hotel yangını ancak 10 saatte zor söndürülmüş. Ölülerin tespiti, bir gün sonra ancak yapılabildi.

Basından yansıyan bilgiler, zorunlu olarak olması gerekenlerin olmaması gerekenlerden daha fazla olduğu izlenimi uyandırıyor. İş güvenliği ve önlemler alındı mı? Objektif denetimler, zamanında yapıldı mı? Konuyla ilgili kurumlar arası eşgüdümler zamanında olması gibi oldu mu? Sorularının cevaplarını halen tam olarak anlaşılmadı.

Halen Yetki Sorumluluğu Tartışılıyor

Ne yazık ki neden bu yangına kent ve itfaiye merkezlerine olan mesafe nedeniyle geç müdahale edilebilmiş. Sorun neydi? Hotelin konumu, yangın söndürme araçlarının müdahale edemediği durumlar neydi, diğer eksikler sorgulanacağı yerde kurumların yetkileri ve siyaset birbirinin kusurunu aramaya, birbirine sorumluluk atmayı tartışılmaya başlandı. Son yıllarda Büyükşehir, içe belediyeler, sık sık bazı yetkilerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, bir kısmı Turizm Bakanlığı'na aktarılmış. Net olmadığı anlaşılan yetki ve sorumluklar konusunda sahada çok sık belediyeler arasında yetki karmaşası yaşanıyor ve çoğu zaman büyükşehir, ilçe belediye zabıtaları arasında kavgalar yaşanıyor. Bu durumda da gördük ki, hukukçular bile yetileri yapılan değişiklikler içinde tam tanımlama yapmakta zorlanıyorlar.  

Bir kez daha yaşanan facia ve sonrasındaki plan program ve bilgiye dayalı sorun çözme becerisini uygulayamadığımızı gösteriyor. Ülkemizin bildik iş tutma anlayışı içinde olan, denetimsizlik, yarım-yamalak iş tutma becerisi, sorumsuzluk, liyakatsizlik, gibi sorunlardan dolayı hep ciddi sorun yaşıyoruz.  İnsan faktöründen kaynaklanan eksik/yanlış uygulamalar sonucu alevler içinde yanan 79 insan bu şekilde yanarak can vermeyebilirdi.  

Her yönü ile işini düzgün yapan bir toplum durumuna maalesef gelinmedikçe daha çok canlar yanacak. Yaşanan depremler, çöken maden ocakları, yanan binalar ve çok sayıda insanın rolü ve hatalı iş ve işlemleri sonucu yaşanan felaketlerden hiç mi ders alınmadı?  Önemli olan önceden doğru düşünüp, işini doğru yaparak önlem almaktır. Her olaydan sonra yapılan çabalar ne yazık ki acıları dindirmiyor. Sorumlular da ne yazık ki deprem, maden faciaları ve diğer olaylarda yaşanan durumdaki gibi olmaz inşallah.

Ülkenin İdari Yapısının ve Kurumsal Eşgüdümünün Hukuk Ekseninde Kurmalar ve Kuruluşlar Ekseninde Sağlanması Gerekiyor.

Ülkemizin ciddi bir nitelikli eğitime dayalı çalışma, iş tutma becerisi geliştirmesi, polemik ve bahane arayışından arındırılıp işi liyakat ile ve olması gibi yapması anlayışı benimsenmeli. Kurallı bir toplum haline gelip hangi işin hangi metot ile yapılacağının zihinlerde yer edinmesi gerekir.

Ziya Paşa'nın 'İnsanın aynası iştir, lafa bakılmaz' ifadesinde, sonuçta yapılan iş, kişinin ve toplumun gerçek durumunu yansıtmaktadır. Gün birbirinin açığını yakalama günü değil. Sorunu analiz edip eksin neydi, ne yapılmadı, neden yapılamadı sorgulanması gerekir. Dünyada yönetime talip olan siyasi irade toplumdan aldığı süreli yetki ile ülkenin sorunlarını çözme konusunda plan program ve organizasyon yaparak sorunların çözümü kolaylaşsın.

Bir de aynı bölgedeki otellerde konaklayanların, hiçbir şey olmamış gibi keyiflerini bozmadan kayak yapmaya devam etmeleri, toplumsal etik, ahlak ve vicdan sorunu yaratmaktadır. Nasıl bir insani duygu, empati, acıma ve insaf diye hiç mi bir şey yok. Nasıl bir vicdansızlık ki umurunda değil yanı başında yanan bir insanın acısını hissetmemek! Akıl, ahlak, merhamet, duygudaşlık ve irfan nerede? Ölüye saygı, insan vefa …!

Göz göre göre insanın eksik bıraktığı hatalardan kaynaklanan, yanarak ölen insanımızın mekanları cennet olsun. Yakınlarına sabırlar diliyorum. BU SON OLSUN İNŞALLAH!

Yazarlar

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

1960 doğumlu. 1985 Yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi Bölümü’nde mezun oldu. Aynı yıl Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünde Araştırmacı olarak çalışmaya başladı. 1986 Yılında Ceyhan-Adana’da tarım şirketinde sorumlu müdür olarak çalıştı. 1987 Yılında Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü’ nde Araştırma Görevlisi, 1988 yılında Almanya Hohenheim Üniversitesinde araştırmacı olarak bulundu. 1990-1994 yılları arasında İngiltere’de Reading Üniversitesinde Doktora eğitimini aldı. 1996 yılında Yardımcı Doçent, 1997 yılında Doçent ve 2002 yılında Profesör unvanını aldı ve halen Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme bölümünde araştırmacı ve öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

0 Yorum

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.

Bu makaleye yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.

Giriş Yap veya Kayıt Ol
Makale başarıyla kaydedildi!